Köklü Geçmiş: İnsanlığın Yeme Tarihi

Besin, beslenme ihtiyacı dünya tarihinin en başından beri süregelen köklü bir geçmişe sahiptir. İnsanoğlu, yaşamını devam ettirebilmek hayatta kalıp yaşamlarını sürdürebilmeleri için besine ihtiyaç duymaktadır. Fakat besin sadece karın doyurma aracı olarak görülmemelidir. Besin karın doyurma özelliğinin de ötesinde sosyal, toplumsal, jeopolitik, endüstriyel gelişmelerde, savaşlarda büyük önem arz etmiş, dönüştürücü rol oynamıştır.[1] Besinin tarihsel süreçteki ilk önemli rolünü tarımsal faaliyetler sonucu insanoğlunun yerleşik hayata geçmesine örnek verebiliriz. Besin dünyanın her bir köşesinde yeni toplumların ortaya çıkışında ve bu toplumlar arasında bağlantıların kurulmasında aracı bir rol görmüştür.[2]

Avcılık ve Toplayıcılık

İlk insanlar, doğanın daha vahşi olduğu zamanlarda bitki toplayarak ve hayvanları avlayarak yaşam mücadelesi veren avcı-toplayıcı insan topluluklarıdır.[3]

Avcı – Toplayıcı insan toplulukları proteini yüksek besin tüketimiyle, konargöçer yaşam tarzının getirdiği hareketli yaşam sayesinde genellikle sağlıklı topluluklardan oluşmuştur. Bu yaşam biçimi onları salgın hastalıklardan uzak durmalarını ve/veya salgın hastalıklara karşı dirençli olmalarına imkân vermiştir.[4]

Ateşin Bulunması

Hayatlarına devam etmeleri için tüm insanlar besin bulup yemektedir. Fakat farklı bölgelerde yaşayan farklı topluluklar, kabileler, farklı gıda ürünleri ile beslenmektedir: Besinin hammaddesi, pişirip pişirmeme şekilleri, saklama yolları, yeme şekilleri farklıdır.[5]

Mutfak tarihsel serüvenine ateşin keşfedilmesi ile başlamaktadır. Toplumların ilerlemesinde ateşin temel işlevleri etkili olmuştur. Bu temel işlevler: Pişirme, ısınma-ısıtma, aydınlatma, haberleşme aracı olarak kullanılmasıdır.[6]

Tarihe bakıldığında ilk gıda pişirme teknikleri, eti direk ateşe atarak kızartma, köz üzerinde pişirme ve tandır pişirme teknikleridir.[7] Ateş avcılık-toplayıcılık döneminin sonlarına doğru bulunmuştur ve yerleşik hayata geçimde etkili olan unsurlardan biri olmuştur.

Tarımın Ortaya Çıkışı

İnsanoğlunun göçebe yaşam tarzındaki beslenme biçimi olan avcı – toplayıcılıktan tarıma geçişlerinde en önemli sebeplerinden biri iklimlerin değişiklidir.[8] İklimin tarıma daha elverişli sıcaklığa gelmesi önemli bir faktördür.

Bir diğer faktör ise konargöçer yaşam tarzından yerleşik yaşama geçilmesidir. Yerleşik yaşama başlanmasıyla avcı – toplayıcı insanın gündelik hayatındaki hareketi azalmış yılın büyük bir zamanını tek bir alanda sabit bir şekilde geçirmeye başlamıştır.

Normal şartlarda avcı – toplayıcı insanlar avlandıkları bölgelerdeki hayvan ve bitkilerin tükenmemesi için ya da mevsimlere göre yetişen bitkilerden faydalanmak için bulundukları bölgeleri terk ederlerdi. Yerleşik yaşama geçtikleri bölgeler nehir kenarlarında ve yiyeceğin kolay elde edildiği bölgelerden olunca avcı – toplayıcılar hayatlarını bu şekilde devam ettirmişlerdir. Taş Devri’nin sonlarına doğru bulunan daha sağlam avcılık donanımları, balık oltaları ve ağlar ise yerleşik hayata geçişte etkili olmuştur.[9]

Yerleşik hayata geçiş beraberinde bazı sonuçlara sebep olmuştur. Nüfusta artış olmuştur. Nüfusun artması ise tarıma yönelişi hızlandırmıştır. Göçebe yaşam tarzında iken avcı – toplayıcı insanlar başka bölgelere göç etme zamanları geldiğinde eşlerini ve çocuklarını da yanlarına almak durumundaydılar. Eğer çocuk kendisi uzun süre yürüyebilecek kadar büyümüşse, kadınlar o zaman bir çocuk sahibi daha olabilirlerdi. Yerleşik hayata geçildiğinde ise bu durum değişmiş ve nüfus daha hızlı bir şekilde artmıştır. Nüfus artınca artan gıda ihtiyacı ise insanoğlunu tarımsal faaliyetlere yoğunlaştırmıştır.[10]

Fakat böylece yüksek protein tüketimi yerini yüksek karbonhidrat tüketimine bırakmıştır. Beslenme şeklindeki değişiklik çeşitli hastalıklara yakalanma ihtimalini arttırmakta ve diş çürüklerine sebep olabilmekteydi.[11]

Özetle günümüzdeki birçok insan hastalığının ortaya çıkışının yerleşik hayata geçişle, hayvanların evcilleştirilmesi ve yüksek protein tüketiminden yüksek karbonhidratlı tüketime geçiş ile sıkı bir ilişki içerisindedir. Örneğin; kızamık hastalığı sığır vebası ile yakın akrabadır. Yani o dönemlerde evcilleştirilen hayvanlardaki çeşitli hastalıklar başkalaşarak insanlara geçmiştir.

Sanayi Devrimi

Sanayi devrimi tarımsal faaliyetlere dayanan ekonomi yapısından makine gücüyle üretime geçişin yapılmasıdır.

Buharlı trenlerin ortaya çıkışı ile ülkeler arası bağlantılar hızlanmış böylece uzun yolculuklarda bozulabilen birçok gıda daha kısa sürede bozulmadan başka ülkelere ulaştırılabilmiştir. Özellikle patatesin ucuz ve daha kalorili bir ürün olmasından dolayı Avrupa’da temel besin öğesi halini almaya başlamıştır. Yine aynı zamanda fabrikalarda çalışanlar için şeker ve patates ucuz besin kaynağı olmuştur. Ve bu iki ürünün ulaşımı sanayi devrimi ile kolaylaşmıştır.[12]

 

Kaynakça

[1] Tom Standage, İnsanlığın Yeme Tarihi, Maya Kitap, 2016, s. 11
[2] Standage, a.g.e., s. 12
[3] Standage, a.g.e., s. 20
[4] Avcı-Toplayıcılık-Antropoloji, sosyolojisi.com, (Erişim tarihi: 28.03.2017)
[5] Zeki Tez,  Lezzetin Tarihi, HayyKitap, 2012, s. 9
[6] Tez, a.g.e., s. 107
[7] Tez, a.g.e., s. 9
[8] Standage, a.g.e., s. 37
[9] Standage, a.g.e.,  s. 38
[10] Standage, a.g.e.,  s. 39
[11] Alan Beardsworth, Teresa Keil, Yemek Sosyolojisi, 2011, s. 43
[12] Standage, a.g.e.,  s. 13
(Visited 13 times, 1 visits today)

Yorum Paylaş

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*