Doğadan Sofraya: 3 Farklı Sarma

Üç aydır virüs korkusuna evden sadece temel ihtiyaçları tamamlamak için market ve pazara hızlıca gidip geldim. Oysaki 2 sene önce bu tarihlerde eşimle beraber on gün sürecek ülkemizin batı sınırında arabayla gezerek Cittaslow seçilen illerini ziyaret edeceğimiz çok güzel bir seyahatin planlarını yapmakla meşguldüm. Bu sene ise ülkemizin kuzey sınırını geziyor olabilirdik. İnsanoğlu gerçekten kaybetmeden değerini anlamıyor elindekilerin. Özgürlüğümüzün kısıtlandığı, sevdiklerimizin ve kendimizin hayatı için endişe ettiğimiz üç ayı bitirdik. Üstelik her ne kadar normalleşme sürecine geçilmiş olsa da bu endişelerimizin bir süre daha devam edeceğini son günlerde artan hasta ve durumu ağırlaşan hasta sayılarından anlıyor olmalıyız. Bu süreci inşallah atlattığımızda defterinizin, kitabınızın ya da telefonlarınızın bir köşesine bu günleri hatırlatacak bir cümle not etmeliyiz. İzlediğim bir dizide geçen “İnsanoğlunun süper gücü unutmaktır.” sözü o kadar doğru ki. Bu günler bitip tekrar keyifle gezmeye başladığımızda sağlığımızın, evden dışarı yürüyüş yapmak için bile olsa dışarı çıkmanın ya da büyüklerimizin ziyaretine gitmenin ne kadar büyük bir lütuf olduğunu unutacağız. Ben kendim için buraya notumu aldım. Siz de unutmadan not alın hadi…

Notunuzu alıp geldiyseniz yazma sebebimi anlatayım.. Virüs salgını sonrasında hayatın kıymetini daha iyi anlamak için çabalamaya başladım. Daha önce göremediklerimi, önemsiz gördüklerime odaklanmaya başladım. Doğa da bunlardan biri. Doğa içerisinde bulunmayı sevsem de korkularım yüzünden doğanın içinde bulunamayan biriyim. Evdeki karantinamın üçüncü ayı biterken nefes almak için çocukluğumdan beri bildiğim Beykoz’a gittim. Bu sefer gittiğimde ise sadece oradaki evin içerisinde oturup annemlerin ağaçlardan topladığı meyvelerden yemek yerine daha çok bahçede tutmaya çalıştım. Ağaçlardan meyve toplamaya çalıştım. Çok başarılı mıydım orası tartışılır ama meyve toplarken yanında birkaç ağacın yapraklarını topladım ve daha önce tatmadığım yeni nimetlerle tanıştım. Sizi de tanıştırmaktan büyük keyif duyarım. Sağlıcakla kalın hepiniz.

 

 

Malzemeler

Kiraz Yaprağı Sarması İçin:

  • 1 su bardağı kısırlık bulgur
  • 1 su bardağı kaynar su
  • 1 su bardağı un
  • Kiraz yaprağı
  • Pişirme suyu: Su, Sıvıyağ, Salça, Tuz
  • Servisi için: Yoğurt ve Pulbiber-Naneli yağ

Dut ve Fındık Yaprağı Sarması İçin:

  • 1 su bardağı kırık pirinç
  • 2 soğan
  • 2 yemek kaşığı salça
  • Sıvıyağ
  • Maydanoz
  • Kimyon, yenibahar, pulbiber, nane, karabiber
  • Dut yaprağı
  • Fındık yaprağı (Yeni sürgün yapraklarından)
  • Yeşil ekşi erik
  • Pişirme suyu: Su, Sıvıyağ, Tuz

Not: Yaprakların ağaç dallarında uç kısımlarında bulunan daha körpe, ince olan yapraklarını kullanın.

 

Yapılışı

Kiraz Yaprağı Sarması:

Kısırlık bulgurun üzerine kaynar suyu ilave edin ve üzerini bir kapakla kapatarak 15 dakika suyu çekip şişmesini bekleyin. Bulgurlar şiştikten sonra unu ilave ederek hamur haline getirin. Karışım hamur gibi toparlanmıyorsa yoğurma sırasında biraz su ilave edebilirsiniz.

Kiraz yapraklarını yıkadıktan sonra kaynamış su dolu tencerede yumuşayana kadar haşlayın.

Yumuşayan yaprakların iç kısmına bulgurlu karışımdan bir miktar alıp rulo şekline getirip koyun ve yaprağı hamurun etrafına sarın.

Tencere dibine kiraz yapraklarından dizin ve sarmaları tencereye yerleştirin. Üzerine sıcak suya salça, tuz ve yağ ilave ettiğiniz sulu karışımı sarmaların üzerine çok az çıkacak kadar dökün. Üzerine bir tabak kapatarak ortaya yakın kısık ateşte pişirin.

Tabağa alınan sarmaların üzerine yoğurt ve yağda kızdırılmış nane-pulbiber dökerek servis edin.

Dut ve Fındık Yaprağı Sarması:

Soğanlar brunoise (kuş gözü) şeklinde doğranır. Pirinç, salça, soğan, yağ, baharatlar ve maydanoz(ince kıyım) birbiri ile çiğden karıştırılır. Karışımı yarı pişmiş isterseniz; soğanları yağda iyice yumuşattıktan sonra pirinç, salçayı ilave ederek az bir suyla kavurun. Suyunu çektikten sonra baharat ve maydanozları ilave edin.

Dut ve fındık yapraklarını kaynamış suda yumuşayana kadar haşlayın.

Yumuşayan yaprakların içine pirinçli karışımdan koyarak normal sarma tekniğine uygun olarak sarın.

Tencere dibine dut yapraklarından dizin. Dut ve fındık sarmalarını aynı tencereye yerleştirin. Ekşi erikleri 2’ye 3’e keserek üzerilerine yerleştirin. Sıcak su içerisine konulan yağ ve tuzlu karışımı üzerini az geçecek kadar dökün. Üzerine bir tabak kapatarak ortaya yakın kısık ateşte pişirin.

 

(Visited 177 times, 1 visits today)

Yorum Paylaş

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*